Cezai şart, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hâlinde ödemeyi taahhüt ettiği bir edimdir. Ticari hayatta sözleşmenin yaptırım gücünü artıran en yaygın araçlardan biridir. Türk Borçlar Kanunu'nun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu kurum, tacirler bakımından önemli bir özellik taşır: tacir, kural olarak cezai şartın indirilmesini isteyemez. Denizli'de imzalanan ticari sözleşmelerde cezai şart maddesi, uyuşmazlık çıktığında en belirleyici hükümlerden biri hâline gelir.
Borç hiç ifa edilmemişse alacaklı, ya asıl borcun ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. İkisini birlikte talep edemez. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa kural budur.
Borcun belirli zaman veya yerde ifa edilmemesi hâlinde öngörülür. Alacaklı hem asıl borcun ifasını hem de cezayı birlikte isteyebilir. Uygulamada teslim gecikmelerinde en sık başvurulan türdür. Alacaklının haklarını saklı tuttuğunu bildirmesi veya ifayı çekince ileri sürerek kabul etmesi gerekir.
Borçluya, kararlaştırılan bedeli ödeyerek sözleşmeden dönme hakkı tanır. Burada ceza, bir yaptırımdan çok sözleşmeden kurtulma bedeli niteliğindedir.
Türk Ticaret Kanunu m.22 uyarınca tacir sıfatını taşıyan borçlu, aşırı olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini talep edemez. Bu düzenlemenin gerekçesi, tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüdür; imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını öngörebileceği kabul edilir.
Bununla birlikte bu kural mutlak değildir. Cezai şartın, borçluyu ekonomik olarak yıkıma sürükleyecek ölçüde fahiş olması hâlinde, ahlaka aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde denetim yapılabilmektedir.
Ticari sözleşme imzalayan bir tacirin "nasılsa mahkeme indirir" beklentisiyle hareket etmesi hatalıdır. Cezai şart maddesi, sözleşme imzalanmadan önce müzakere edilmesi gereken en kritik hükümlerdendir; sonradan düzeltme imkânı çok sınırlıdır.
Afra Nur BIYIK
Cezai şartın en pratik yanı budur: alacaklı, hiçbir zarara uğramamış olsa dahi cezayı talep edebilir. Borçlu, alacaklının zarara uğramadığını ileri sürerek ödemeden kaçınamaz.
Buna karşılık alacaklının zararı cezai şart tutarını aşıyorsa, aşan kısım için tazminat isteyebilir. Ancak bu durumda borçlunun kusurunu ispat etmesi gerekir.
Cezai şart, asıl borca bağlı fer'i nitelikte bir borçtur. Bunun üç önemli sonucu vardır:
Kural olarak cezai şartın istenebilmesi için borçlunun kusurlu olması gerekir. Sözleşmede kusursuz sorumluluk kararlaştırılmadıkça, borçlu kusuru bulunmadığını ispat ederek cezadan kurtulabilir. Uygulamada bu noktanın sözleşmede açıkça düzenlenmesi, ileride çıkacak tartışmaları önler.
İyi yazılmış bir cezai şart maddesi, uyuşmazlık çıktığında uzun bir zarar ispatı sürecinden kurtarır; kötü yazılmış bir madde ise tümüyle işlevsiz kalabilir.
İki kavram benzer görünse de hukuki nitelikleri farklıdır. Cezai şart, borca aykırılık hâlinde yaptırım işlevi görür ve zarar şartı aranmaz. Götürü tazminat ise zararın önceden belirlenmesidir; tarafların zararın miktarını baştan kararlaştırmasıdır.
Ayrım, indirim taleplerinde önem kazanır. Sözleşmede kullanılan ifadenin hangi kuruma işaret ettiği, uyuşmazlık hâlinde yorum yoluyla belirlenir. Bu nedenle sözleşmede amacın açıkça yazılması yararlıdır.
İş sözleşmelerinde cezai şart bakımından farklı bir rejim uygulanır. Yargıtay uygulamasında, yalnızca işçi aleyhine öngörülen tek taraflı cezai şart geçersiz kabul edilir. Cezai şartın karşılıklı olması, yani işveren için de benzer bir yükümlülük öngörülmesi aranır.
Karşılıklı olsa dahi, işçi aleyhine kararlaştırılan miktarın işveren aleyhine olandan fazla olması hâlinde, fazla kısım geçersiz sayılır. Ayrıca işçi tacir sayılmadığından, aşırı cezai şartın indirilmesini isteyebilir.
Rekabet yasağı sözleşmelerinde cezai şart yaygın biçimde kullanılır. Ancak rekabet yasağının kendisi sıkı şartlara bağlıdır: yasağın süre, yer ve konu bakımından sınırlandırılmış olması ve işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşürmemesi gerekir.
Bu şartları taşımayan bir rekabet yasağı geçersizse, ona bağlı cezai şart da fer'ilik ilkesi gereği talep edilemez.
Alacaklı, sözleşmeden dönerek hem olumsuz zararını hem de cezai şartı isteyebilir mi? Bu, sözleşmedeki düzenlemeye bağlıdır. Seçimlik cezai şartta dönme hâlinde ceza istenebilir; ifaya eklenen cezai şartta ise ceza, ifanın gecikmesine bağlı olduğundan dönmeyle bağdaşmayabilir.
Bu belirsizliği önlemek için sözleşmede, dönme hâlinde cezanın akıbetinin ne olacağı ayrıca düzenlenmelidir.
Para borçlarında gecikme hâlinde temerrüt faizi istenebilir. Cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklının hem faizi hem cezayı talep edip edemeyeceği sözleşmenin yorumuna bağlıdır. Kural olarak cezai şart, gecikme zararının götürü karşılığı sayılıyorsa ayrıca faiz istenemez.
Sözleşmede "cezai şart dışında ayrıca temerrüt faizi de talep edilebilir" hükmüne yer verilmesi, bu tartışmayı baştan çözer.
Ticari ilişkilerde ödeme güvencesi bakımından çek de sık kullanılır; bu konuda karşılıksız çek yazımızı inceleyebilirsiniz.
Denizli'de ticari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülür. Ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır; Denizli'de görev yapan arabulucular listesinden görevlendirme yapılmadan açılan davalar usulden reddedilir.
Denizli'nin ihracat ağırlıklı tekstil ve mermer sektörlerinde teslim tarihine bağlı gecikme cezaları yaygın biçimde kullanılır. Bu sözleşmelerde cezanın seçimlik mi yoksa ifaya ek mi olduğunun açıkça yazılması, uyuşmazlık çıktığında tartışmayı baştan çözer.
Tacir sıfatını taşıyan taraflar, Türk Ticaret Kanunu m.22 uyarınca aşırı olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini kural olarak isteyemez. Denizli'de faaliyet gösteren bir işletmenin "nasılsa mahkeme indirir" beklentisiyle sözleşme imzalaması bu nedenle hatalıdır; madde, imza öncesinde müzakere edilmelidir.
Denizli'de ticari ilişkilerde ödeme güvencesi olarak çek de yaygın biçimde kullanıldığından, sözleşme hazırlanırken ödeme aracına ilişkin hükümlerin de birlikte düzenlenmesi yerinde olur.
Kural olarak hayır. Türk Ticaret Kanunu m.22 uyarınca tacir, aşırı olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini isteyemez. Ancak cezai şartın ahlaka aykırı ölçüde fahiş olması hâlinde genel hükümler çerçevesinde denetim yapılabilmektedir.
Hayır. Cezai şartın en önemli özelliği, alacaklının zarara uğradığını ispat etmek zorunda olmamasıdır. Ancak zarar cezai şart tutarını aşıyorsa, alacaklı aşan kısım için borçlunun kusurunu ispat ederek tazminat isteyebilir.
Seçimlik cezai şartta alacaklı ya asıl borcun ifasını ya da cezayı isteyebilir, ikisini birlikte talep edemez. İfaya eklenen cezai şartta ise hem borcun ifası hem de ceza birlikte istenebilir; bu genellikle gecikme hâlleri için öngörülür.
Hayır. Cezai şart fer'i nitelikte bir borçtur; asıl borca bağlıdır. Asıl borç hiç doğmamışsa veya sonradan geçersiz hâle gelmişse cezai şart da talep edilemez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebileceğinden, hak kaybı yaşamamak için sürecinizi bir avukatla değerlendirmeniz önerilir.
Ticari sözleşmelerinizin hazırlanması ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda bizimle iletişime geçebilirsiniz.