Miras yalnızca malvarlığı değil, borçları da içeren bir bütün olarak mirasçılara geçer. Mirasbırakanın borçları alacaklarından fazlaysa, mirası kabul eden mirasçı bu borçlardan kendi malvarlığıyla da sorumlu hâle gelir. Türk Medeni Kanunu, mirasçıları bu sonuçtan korumak için mirasın reddi kurumunu öngörmüştür. Denizli'de mirasın reddi beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yeri Denizli ise Denizli Adliyesi'ndeki sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Mirasın reddi süresi kural olarak üç aydır. Sürenin başlangıcı mirasçının sıfatına göre değişir:
Bu süre hak düşürücüdür; durmaz ve kesilmez. Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi tarafından ek süre verilmesi mümkündür.
Mirasın reddi, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılacak sözlü veya yazılı beyanla gerçekleştirilir. Beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir; kısmi ret veya şarta bağlı ret geçerli değildir. Mahkeme, ret beyanını özel kütüğe kaydeder ve talep hâlinde mirasçıya ret belgesi verir.
Ret beyanı, ayırt etme gücüne sahip ve ergin mirasçılar tarafından bizzat ya da vekâletnameyle yetkilendirilmiş vekil aracılığıyla yapılabilir. Küçükler ve kısıtlılar adına ret için mahkeme izni gerekir.
Ret süresi içinde terekeye ait mallara sahip çıkmak, bunları kullanmak veya gizlemek ret hakkının kaybına yol açar. Mirasbırakanın aracını kullanmak, kirasını tahsil etmek gibi davranışlar mirasın zımnen kabulü sayılabilir.
Afra Nur BIYIK
Mirasbırakanın ölümü anında ödemeden aciz olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu durumda ayrıca üç aylık süre içinde beyanda bulunulması gerekmez.
Uygulamada mirasçılar bu durumu genellikle alacaklıların icra takibi başlatmasıyla öğrenir. Bu hâlde mirasçılar, borçtan sorumlu olmadıklarının tespiti için dava açabilirler. Hükmen ret süreye bağlı olmamakla birlikte, terekeye sahiplenici davranışlarda bulunulmamış olması gerekir.
Bu zincirleme etki, uygulamada en sık gözden kaçan noktadır. Aile içinde yalnızca bir kişinin reddetmesi çoğu zaman yeterli olmaz; alt kuşakların da durumu değerlendirmesi gerekir.
Malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklılar veya iflas idaresi bu reddin iptali için dava açabilir. Dava süresi, ret tarihinden itibaren altı aydır. Bu düzenleme, ret hakkının kötüye kullanılmasını engellemeye yöneliktir.
Mirasın reddedilip reddedilmeyeceğine karar vermek için terekenin gerçek durumunun bilinmesi gerekir. Bunun için sulh hukuk mahkemesinden terekenin tespiti talep edilebilir. Ayrıca resmî defter tutulması istenerek mirasbırakanın aktif ve pasifi resmen belirlenebilir. Defter tutulması hâlinde mirasçı, deftere yazılan borçlardan sınırlı olarak sorumlu olur.
Bu yollar, üç aylık süre içinde bilinçli bir karar verilmesini sağlar. Vasiyetname bulunması hâlinde ise ayrıca vasiyetnamenin geçerlilik şartlarının incelenmesi gerekir.
Ret süresi içinde terekeye sahiplenici davranışlarda bulunulması, mirasın zımnen kabul edildiği sonucunu doğurur ve ret hakkını ortadan kaldırır. Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler:
Buna karşılık terekenin korunmasına yönelik olağan işlemler ile mirasbırakanın cenaze giderlerinin karşılanması, kabul anlamına gelmez.
Mirasçı, kabul veya ret kararını vermeden önce terekenin gerçek durumunu öğrenmek isteyebilir. Bu amaçla sulh hukuk mahkemesinden resmî defter tutulması talep edilebilir. Talep, ret süresi içinde yapılmalıdır.
Defter tutulması sırasında mahkeme, alacaklıları ilan yoluyla davet eder ve alacaklarını bildirmelerini ister. Defter tamamlandıktan sonra mirasçıya beyanda bulunması için süre verilir. Deftere göre kabul hâlinde mirasçı, yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur. Bu, sınırsız sorumluluk riskini büyük ölçüde ortadan kaldıran önemli bir imkândır.
Mirasçılar, mirası reddetmek yerine terekenin resmî tasfiyesini de isteyebilir. Bu hâlde tereke, sulh mahkemesi gözetiminde tasfiye edilir; borçlar ödendikten sonra artan değer mirasçılara verilir. Mirasçılar terekenin borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sorumlu olmaz.
Üç aylık süre içinde karar verilemeyecek durumlarda, önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi tarafından ek süre verilebilir veya yeni bir süre tanınabilir. Terekenin karmaşık olması, mirasbırakanın malvarlığının farklı yerlerde bulunması ya da alacak-borç durumunun belirsizliği bu kapsamda değerlendirilebilir.
Sağ kalan eş de mirasçı sıfatıyla mirası reddedebilir. Ancak eşin, mal rejiminden doğan katılma alacağı mirasçılık sıfatından bağımsızdır. Mirası reddeden eş, edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacağını talep etmeye devam edebilir; bu alacak terekenin borcu olarak değerlendirilir.
Reddeden mirasçı, mirasbırakandan önce ölmüş sayıldığından payı kendi altsoyuna geçer. Bu nedenle borca batık bir terekede yalnızca bir kişinin reddetmesi yeterli olmaz; alt kuşaktaki çocuk ve torunların da durumu değerlendirmesi gerekir.
Küçükler adına ret beyanında bulunulması için sulh hukuk mahkemesinden izin alınması gerekir. Bu izin süreci de üç aylık süre içinde başlatılmalıdır. Terekede taşınmaz bulunması hâlinde tapu iptali ve tescil davası yazımız da yol gösterici olabilir.
Mirasın reddi, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılacak beyanla gerçekleştirilir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri Denizli ise başvuru Denizli Adliyesi'ndeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Mirasçıların başka illerde yaşıyor olması bu yetkiyi değiştirmez.
Merkezefendi ve Pamukkale merkez ilçelerinin yanı sıra Çivril, Tavas, Acıpayam, Honaz, Buldan ve Sarayköy gibi ilçelerde adliye teşkilatı bulunmaktadır. Mirasbırakanın son yerleşim yeri bu ilçelerden birindeyse başvurunun ilgili ilçe sulh hukuk mahkemesine yapılması gerekir; yanlış mahkemeye yapılan başvuru süre kaybına yol açar.
Üç aylık ret süresi hak düşürücüdür ve Denizli'deki uygulamada da durmaz, kesilmez. Süre içinde karar verebilmek için terekenin gerçek durumunun bilinmesi gerektiğinden, sulh hukuk mahkemesinden terekenin tespiti veya resmî defter tutulması talep edilebilir.
Denizli'de borca batık bir terekede yalnızca bir mirasçının reddetmesi çoğu zaman yeterli olmaz; pay altsoya geçtiğinden çocuk ve torunların da durumu değerlendirmesi gerekir. Küçükler adına ret için mahkeme izni alınması da bu üç aylık süre içinde başlatılmalıdır.
Yasal mirasçılar için süre, mirasbırakanın ölümünü ve mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren üç aydır. Atanmış mirasçılarda süre, mirasçı atandıklarının kendilerine resmen bildirildiği tarihten başlar. Bu süre hak düşürücüdür.
Süre içinde ret beyanında bulunulmazsa miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır ve mirasçı, terekedeki borçlardan kendi malvarlığıyla da sorumlu hâle gelir. Ancak terekenin ödemeden aciz olduğu açıksa hükmen ret imkânı süreye bağlı değildir.
Mirasbırakanın ölümü anında ödemeden aciz olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras herhangi bir beyana gerek olmaksızın reddedilmiş sayılır. Alacaklıların takibi hâlinde mirasçılar, borçtan sorumlu olmadıklarının tespiti için dava açabilirler.
Reddeden mirasçı, mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir ve payı kendi altsoyuna geçer. Altsoyu yoksa pay diğer mirasçılara intikal eder. Tüm yasal mirasçıların reddetmesi hâlinde tereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebileceğinden, hak kaybı yaşamamak için sürecinizi bir avukatla değerlendirmeniz önerilir.
Mirasın reddi, tereke tespiti ve miras paylaşımı süreçlerinde doğru adımı zamanında atmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.